ANA SAYFA

24 Nisan 2016 Pazar

Ermeni Soykırımı yok mu?

Dün 23 Nisan nedeniyle neşe dolup bugün 24 Nisan 1915 Ermeni Soykırımı yıldönümü sebebiyle yas tutan insanlardır bu memleketin halet-i ruhiyesi. Yirmi dört saatlik zaman diliminde, iki uçtaki duygu durumu arasında salınır bu toprakların insanları...

Yıllardır bitmeyen tartışmadır Ermeni Soykırımı. Ulus devletin bizlere ezberlettiği o inkârcı politikalar ve onun kalıplaşmış sözleriyle, histeri nöbetine girmişcesine reddederiz Türk ulusunun herhangi bir topluma katliam yaptığını. Oysa tüm bilgimiz, ilkokulun hayat bilgisi dersinden başlayıp ortaokul ve lise hayatımız boyunca öğretmenlerimizden duyduğumuz "Yoktur" sözünden ibaret. Bırakın arşivlerin açılmasını, ne resmi ne de gayrıresmi tarihi okumuş insanların, Ermeni Soykırımı dendiğinde düğmesine basılmış zombiler gibi çıldırıp krize girmeleri, ulus devletin oluşturduğu insan profilinin en tipik örneklerindendir oysa.

Ermenilere dair ilk bilgimi ne okul müfredatından öğrendim ne de gayrıresmi tarih kitaplarından. Aslında çok acı bir öğrenme süreci olduğunu, yaşandıktan çok yıllar sonra idrak edebileceğim şekilde öğrenmiştim Ermenileri.

1979 yılı, İstanbul'un Kurtuluş semti. Sokağımızın köşesindeki bakkalın oğlu Çetin, benden iki-üç yaş büyük ama yine de arkadaşız. Sokakta diğer çocuklarla oyun oynadığımız  bir gün, yorulup oturduğumuz kaldırım üzerinde yalnız kalınca, büyük bir sır verdi Çetin bana. Sağına soluna baktı önce, kimsenin olmadığına emin olduktan sonra, fısıldayarak;

- Biz aslında Ermeni'yiz. Benim gerçek adım (...). (Hatırlamıyorum ismini)

Henüz üç yaşındaki bir çocuk için ne ifade ederse Ermeni, o kadar anlamlı geldi bana da.

- Yaa? diyebildim sadece. Önemli bir sır verdiğini ayrımsayabiliyordum ama ne olduğunu anlamamıştım. Bir şey söylemem gerekiyordu, söyledim.

- Ama kimseye söyleme bak.

+ Söylemem.

Aradan geçen otuz yedi seneye rağmen hiç değişmeyen hayatımın en büyük sırdaşı anneme anlattım eve gidince.

- Bunu başka kimseye söyledin mi?

+ Hayır. 

- Sakın, ama sakın hiç kimseye de söyleme. Tamam mı benim güzel oğlum?

+ Tamam anne.


Akıllı ve söz dinleyen bir çocuktum. Bu büyük sırrı tam 37 yıl boyunca, az öncesine kadar koruyup sakladım. Annem hemen Çetin'in annesine gitti. Olanları yıllar sonra, yine annemle yalnız kaldığımızda konuştuk. Çetin'in annesini uyarmak istemiş annem. Çünkü Çetin'in, bu sırrı başka bir yerde başka birine daha verme olasılığı vardı. Kadın, Ermeni olduklarını öğrendiğimiz için epey paniklemiş. Bir yandan annemin uyarmak istemesi iyi niyet gibi görünse de, diğer yandan ne yapabileceğimizin belli olmayacağını bilecek kadar deneyim sahibiler. Yalvarmış anneme kadın, bunu başkasına söylememesi için. Annem de bunun üzerine durumu eşitleyip kadını rahatlatmak için bizim de Alevi olduğumuzu söylemiş. O tarihlerde bırakın Alevi kimliğinin söylenmesini, o can korkusuyla her Ramazan'da sahura kalkıp ışıkları yakarak, tencereleri, tabakları birbirine vurarak evde sahur yapıldığı izlenimi vermeye çalışırmış anneannem. Öyle bir can korkusu. Üstelik de bunlar yaşanırken tablo şu: Giriş katta Türk aile biz varız, üst katımız Rum, bir üstü Ermeni, bir üstü Türk, onun üstü yine Rum. Beş katlı apartmandaki dağılım bu yani. Karşı apartmanın çoğunluğu gayrimüslim. Ancak sokaktaki Türk nüfus da az değil. Çetin'in annesi rahatlamış Alevi olduğumuzu öğrenince. Sarılmışlar birbirlerine ve eve dönmüş annem.

Onların Ermeni olduğu öğrenilseydi ne olurdu? Hemen o gün dükkanları yakılır, evleri taşlanır mıydı? Elbette hayır. Bu sorunun yanıtı, annemin uyarı amaçlı gidişinin bile Çetin'in annesini neden rahatlatamadığında gizli. Belki hemen o gün fiziki bir zarar görmeyebilirlerdi ama görünmeyen kırmızı çarpı işaretleriyle fişleneceklerini biliyorlardı. Biliyorlardı ki, ilk kıvılcımda önce yıllarca komşuluk ettikleri insanlar linç edecekti kendilerini. Hiç acımadan, merhamet etmeden, vicdansızca linç edebileceklerdi. Çünkü biliyorlardı ki bu toprakların din ve milliyetçilikle yoğrulmuş insanları; 1942 yılında çıkarılan Varlık Vergisi Kanunu sonrasında, gerek on yıllarca komşuluk yaptıkları, gerek yanlarında çalıştıkları insanların mallarına, mülklerine, hatta ırzlarına leş yiyen akbabalar gibi konabilmiş, mide bulandıran bir utanmazlıkla her şeylerini yağmalamış, zerre merhamet göstermeden ölüme yollayabilmiş ve ölümlerine sevinebilmişti.

Çok değil, o tarihten 24 sene önce, 1955 yılında yaşananlar da pek çoklarında olduğu gibi Çetin'in ailesinin de hafızasında tazeydi belki. Tarihe 6-7 Eylül Olayları olarak geçen o kara iki gün boyunca İstanbul ve İzmir'de yaşananlar, milliyetçi muhafazakâr Türk halkının ve hatta Kürt halkının da gözü dönünce gayrimüslimlere neler yapabileceğini açıkça gösteriyordu. Yağmalanan, talan edilen dükkanlar, ateşe verilen binalar, yine akbabalar gibi düşmüşün üzerine atlayıp parçalamalar, bu ülke azınlıklarının hep hafızasındaydı. 

Bu barbarlık, Anadolu'dan Trakya'ya kadar yayılan, vicdansız, merhametsiz, insanlıktan çıkmış bir güruhun genel anlayışıydı. 21 Haziran - 4 Temmuz 1934 tarihleri arasında Trakya'da Yahudilere karşı yapılan zulüm, Trakya Olayları adıyla yer alır kayıtlarda. Bu olaydan altı sene sonra, 12 Aralık 1940'da, Yahudileri taşıyan Savarona adlı bir gemi kayalara çarpar Silivri açıklarında. Silivrili balıkçılar, sandallarına atladıkları gibi giderler gemiye doğru. Yüzlerce Yahudi, gerek çarpmanın şiddetinden gerek yüzme bilmediklerinden ölür orada. O Silivrili balıkçılar, şişmiş cesetlerin üzerindeki ziynet eşyaları çıkmayınca, ölülerin ellerini, kollarını, ayaklarını, bacaklarını keserler birkaç parça altın ve mücevher için. Karaya çıkarılan ve kurtulan Yahudiler de olur, ancak rivayete göre kurtulabileceklerin bir kısmı da yine sırf ziynetleri için öldürülür Silivri balıkçılar tarafından.

Anadolu'sundan Trakya'sına tüm bu vahşetin yaşandığı bir coğrafyada korkar elbet Çetin'in annesi. Çünkü hepsi bilirler ki, bugün herhangi bir nedenle galeyana gelecek olsa bu milliyetçi muhafazakâr barbarlar, çoluk çocuk hepsini katletebilecekleri gibi, mallarına mülklerine utanmazca, edepsizce, hayasızca, midesizce hemen oracıkta konabilirler. 

Çetin'in, o büyük sırrını benle paylaştığı tarihten sadece bir yıl önce, 1978 Maraş'ında bir hafta boyunca Alevi katliamı yaşandığını Çetin'in annesi de benim annem de biliyordu. Onca korkunun sebebi olan, 1915'in arşivlerini açmaya gerek bile bırakmayacak bu vahşet öyküleri geçmişte kaldı da, artık yok mu böyle şeyler?

Devlet arşivlerine girmeye gerek yok. 2 Temmuz 1993'te Sivas'ta Alevilerin hem de sekiz saatlik canlı yayında, hepimizin gözleri önünde yakıldığı vahşetin görüntülerine bugün Youtube'dan bile ulaşılabilir. Ya da daha yakına gelelim, hemen herkesin zihninde taze olan görüntülere. "Terör protestosu" adı altında memleketin her yanında sokağa dökülen Türklerin, HDP binalarını ateşe verdiği, taşladığı, yolda gördüğü herhangi bir Kürt'e saldırdığı, hatta ocağa kayıtlı bir ülkücüyü bile esmer olduğundan ötürü Kürt sanıp dövdüğü, bir başkasına döve döve Atatürk büstü öptürdüğü görüntüler, gazetelerin bir yıldan önceki haberleri arasında duruyor. Kırşehir'de kitapevini yakan, Konya'da ıslıklar çalıp tekbir getiren barbarlar hâlâ konuşuluyor. Tüm bunlar, inkâra yer bırakmayacak kadar gözümüzün önünde olup biten olaylardan sadece bazıları. 10 Ekim Ankara Katliamı sonrası "#AnkaraMerkezPatlıyorHerkez" etiketi Twitter'da hâlâ çok taze.

Türk parantezinde Müslüman olsun ateist olsun, muhafazakâr olsun seküler olsun, bu halk katliam yapmaz mı yani şimdi? Peki o halde, tam "şimdi"ye bakalım bir de, yine Twitter'dan;




Bu tweet'ler, bugün, 24 Nisan 2016 itibariyle atılmış yüzlerce tweet'ten sadece bazıları. Bu halk, bu insanlar katliam yapmayacak, soykırım yapmayacak yani, öyle mi? Bugün, şu saat, şimdi biri ıslık çalıp işareti verse, Ermeni'yi, Rum'u, Kürt'ü, Alevi'yi, hiç acımadan katledebilecek milyonlarca insan yaşıyor bu ülkede. Yaşıyorlar yani, varlar, hem de şimdi, şu anda. Tüm bunları yapan, yazan, dileyen sanki kendileri değillermiş gibi de inkâr ediyorlar soykırımı. Eğer bir soykırım olsaymış, bugün bir tane Ermeni kalmazmış dünyada. Ülkede de değil yani, dünyada! Sanki çok Ermeni kalmış gibi, sanki o nüfus büyük oranda yok olup gitmemiş, sanki hâlâ varlarmış gibi, utanmadan, yüzleri kızarmadan, pişkince de söylüyorlar bunu. 

Sabahın beşinde Ermenice bir şarkı dinlerken şunları yazmıştım Twitter'da;

https://twitter.com/hakiki_cassey










23 yorum:

  1. Çok iyide oldu çok güzelde oldu zırvalıklarını okumadım bile bu zırvalıklara ayıracak vaktim yok yanlız şunu belirtmekte fayda var. nasıl bugün kürtler sapıtmış ayaklanma çıkarıyorsa geçmiştede ermeni piçleri öyle yaptı ve cezasını çekti.Bir 100 sene sonra kürtlerle birlikte ağlamaya devam edersiniz.Emperyalist avrupa devletlerinin bu konuda kürtlerede kucak acacağına eminim.Herşeyin bir bedeli var ayaklanmalar kanla bastırılır.Birşeyleri elde etmek istiyorsanız bedelini ödemelisiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kafayla okusan da anlayamazsız... Kör ki ne kör!

      Sil
  2. Sağlam saçmalamış yazar. Tebrikler!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diyelim ki yazdıkları doğru değil, doğru olsaydı napardın? Benim atalarım barbarlık yapmış diyebilir miydin? Diyemezdin! Hatta bırak demeyi, yazdıklarının doğru olmuş olabileceğini "varsayamazdın" bile. Sizin gibilerin kafası ancak bu kadar çalışıyor. Bağnaz olduğunuz konularda haksız olabileceğiniz ihtimalini bir anlık dahi düşünemiyorsunuz bile! Sizin kafanızdaki şeylere aykırılık, başka paralel bir evrende dahi olamaz! Sizin kafanız bu işte.

      Sil
  3. Keşke başlığın altını dolduran birseyler yazsaydin. Ne yazık ki bizim memlekette tez de antitez de kalıplaşmış yorumlar üzerinden gidiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten çok dolu dolu bir eleştiri olmuş. Çok teşekkür ederim, emeklerinize sağlık.

      Sil
  4. Sana aç Talat Paşa'nın hatıratını, bölgeden aldığı telgraflarını, belgelerini, kara kaplı defterini oku, önce Ermeniler mi ayaklanmış yoksa ince ince öldürülmemek için zayıf savunma birlikleri mi kurmuşlar oku derdim ama okumaya bile mecalin yok, okumadığın yazıya ezbere cevap veriyorsun. Tarih filan bildiğiniz de yok. Rusya ile beraber gelen Kafkas Ermeni askerlerinin topraklarımıza girişi kaç bir ona bakın. Ermeniler öldürüldükten sonra geri çekilen Kafkas birliklerinin yaptıkları üzerine inşa edip meşru gösteriyorlar her şeyi. Demek sizleri gelip köyünüzde alsalar, götürüp öldürseler ses etmeyeceksiniz. Okumaktan aciz tarih bilmeyen cahil sürüsü. Hayatınız inkar yalan dolan. Kürtleri de kesip yollayın bakalım kendi başınıza kalınca birbirinizi yersiniz artık.

    YanıtlaSil
  5. bunu hangi kafayla yazdın keke?

    YanıtlaSil
  6. Ermeni soykırımına dair tarihte soykırım olarak kabul edilebilecek tek 1 belge yoktur. Eğer belge olsaydı merak etmeyin bütün dünya zaten bunu bangır bangır bağırırdı.bir ülkeyi soykırım ile suçlamak eğer kanıtınız yoksa çok üzücüdür. Yaziniz da 1 tane bile belge yok ama eğer bu mesajima cevap verip beni ciddiye alırsanız size ermeni olayları ile ilgili hem yabancı hem de yerli kaynaklardan belgeler sunabilirim kaç ölüm olmuş hem ermeni hem türklerden kaç kayıp olmuş bunu görebiliriz. 2 farklı kesmin birbirini öldürmesi bence de katliamdır ama insanlığın katliamıdır. ancak nedense biz hep ermeni tarafindan bakiyoruz olaya. Neden o dönem yakilan türk çocuklarini türk yaslilarini türk köylerini ve köylülerini görmezden geliyoruz. Neden hümanizm adı altında başka bir ırkı savunup kendı ırkımızı üstelik orta da belgeler yokkeb itham ediyoruz? Neden hep 1 tarafa dürüst olurken diğer tarafa dürüst olmuyoruz? Herşeyden önemlisi neden bunu belgeleriyle koymuyorsun. Bir sürü kitap var . Koy belgeleri deki bu kadar ermeni kesilmiş öldürülmüş de. Neden bunu yapmıyorsunuz ? Sivasta yakanlar türktü ama yananlar almanmiydi? Aziz nesin Amerikalı mıydı? Türk değil miydi? Burada türk olmak yada ermeni olmak benim için bir kıstas değil ancak adil olmak ve gerçekleri ortaya çıkarmak önemlidir. Hadi koyun belgeleri bir sürü belge çıkarıldı bu olaylarla ilgili arşivlerden. O belgeleri yayınlayın ve deyinki işte bu kadar ermeniyi türklerin katlettiği belgelenmiştir deyin. Twitter olayına gelince haydi ermeni bir forum sitesine türkleri seviyorum yazın ve tepkileri paylaşın. Bunu adil olmanız için istiyorum.gerçekten adilseniz ve söyledikleriniz doğruysa bunu bize belgeleyin o kadar kolay ki bunu belgelemek sizin 1 gününüzü almaz. Ben bulgaristan göçmeniyim . Buyrun sizi evime davet edeyim ve türk olarak bulgaristanda nasıl bir zulüm yaşadık ve oradan nasıl kovularak türkiyeye yollandik ve avrupa ve hatta bütün dünya buna nasıl sessiz kaldı size halen hayatta olan babannem ve dedem anlatsın. Demem o ki zulüm nedir bilen birisi olarak sizden adil olmanızı dilerim. Belgelerinizi koyun biz de aydınlanalım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada gördüğünüz gibi tüm mesajları onaylayıp yayınlıyorum.

      Bildiğim kadarıyla devlet arşivleri hiç açılmadı. Türk devleti bu soykırımı reddederken de o arşivleri açmaya hiç yanaşmadı. Sadece inkar etti.

      Kendi ırkımı neden itham ediyorum? Yazı zaten onu anlatıyor detaylı olarak. 1915'e bakmaya gerek bırakmayacak bir anlayışın bugün bile devam ettiğini ortaya koyuyorum.Sivas'ta yananlar Türk'tü de nasıl Türk'tü? İnancı neydi onların? Niye yakıldılar? Ne adına? Peki Aziz Nesin? Hakkında niçin fetva çıkarıldı? Çocuk tecavüzcüsü olduğu için mi? Bunca vahşeti yapanlar Türk milliyetçileri ve Sünni İslam muhafazakarları değil mi?

      Madem Bulgaristan göçmenisiniz, 1989 büyük göçünü çok iyi hatırlayan biri olarak sorayım: Siz neden ekmeğini yiyip suyunu içtiğiniz Bulgar devletinin kurallarına uymadınız? Neden ekmek yediğiniz Bulgar devletinin dilini, dinini, kimliğini kabul etmediniz? Bu yaptığınız bölücülük değil miydi? Bulgar devletinde yaşayıp Türkçe konuşmak istemek, ekmek yediğiniz vatana ihanet değil miydi? Aynı tarihlerde burada Kürtçe yasakken tam da benim sorduğum sorularla Kürtler bölücü olarak gösterilmişken, siz ne hakla zulüm yaşadığınızı iddia edebiliyorsunuz? Burada bütün Türk milliyetçileri ve Türk devleti aynı şeyi Kürtlere yaparken iyi, ama Bulgar devleti Türklere yapınca zulüm? Avrupa ve Dünya sessiz kalır, çünkü aynı şeyi Türk devleti yapıyordu burada. Gerçi o 1989 göçünde gelenlerin büyük çoğunluğu da Türk devletinin ne olduğunu görünce, isimlerini değiştirip Bulgar ismi almak bahasına geri döndüler Bulgaristan'a. Böyle çifte standartlı konuşup davranarak zulümden bahsetme hakkınız yok sizin.

      Her türlü belgeyi burada paylaşabilirsiniz. Her yoruma yer veriyorum ben.

      BİZ DEVLET DEĞİLİZ, DÜŞÜNENE KARIŞALIM...

      Sil
    2. "Ermeni soykırımına dair tarihte soykırım olarak kabul edilebilecek tek 1 belge yoktur" demişsin. Arkasından da "Neden o dönem yakilan türk çocuklarini türk yaslilarini türk köylerini ve köylülerini görmezden geliyoruz" diyorsun. Yani diyorsun ki "onlar Türk'leri öldürdü, Türkler de onları öldürmekte haklıdır". Bunu demekle zaten Ermeni soykırımı olduğunu kendin de kabul ediyorsun. Hatta bunun için haklı bir gerekçe sunmuş oluyorsun.

      Bu konuyu kiminle tartışsak eninde sonunda "e onlar da bizim köylere girip kaç kişiyi kesmişler" diyor. Ermeni soykırımı, ermenilerin sebepsiz öldürüldüğünü söylemiyor, sadece soykırım olduğunu söylüyor. Haklı bir gerekçe olsa da olmasa da Ermeni soykırımı olmuştur, bunun için dedeme mi inanacağım yoksa birkaç kişinin tarih diye yazdığı kitaplara mı? Hatta öyle tanıdıklarım oldu ki Tarih bölümünde Yrd. Doç. olan ve koyu Türkçü olan bir akademisyenin "benim dedem erkekleri öldürmüş, kızlarını da çatır çatır sikmiş, kendi anlattı" dediğini kendi kulaklarımla duydum, bunu söylerken de Tarih sınavı yapılıyordu ve cam kenarındaki Tarih kitabını açtığında Ermeni Tehciri konusunu görünce böyle söylemişti.

      Eğer senin belge dediğin şey Tarih diye yazılan kitaplarsa Ermeni soykırımını savunan da zilyon tane tarih kitabı var, ne var ki siz sadece sizin istediğiniz şeyleri yazana tarih diyorsunuz. 11 Eylül olayları da için de tarih kitapları, "el-kaide tarafından yapıldı" diye yazacaktır, hatta wikipedia'daki 11 Eylül olaylarını edit edemezsiniz bile. Ancak az çok fizik bilen bir insan, koca binanın hiç bir beton ve çelik mukavemeti göstermeden, neredeyse serbest düşüş hızında, üstelik tam da olduğu yere yıkılmayacağını bilir.

      Sil
    3. Önce soykırım tanımını öğrenmelisiniz. Ben ermeni ölümleri olmadı demedim. Yada onların türkleri öldürmesi onların ölümlerini de gerektirir aklar demedim. Sadece ermeni olayları soykırım tanımına sığmaz. Yani yahudi soykırımıyla arasinda büyük fark vardır. Tarihçiler böyle söyler. O yüzden siyasiler soykırım desede tarihçiler genelde soykırım demez. Mesela prof dr. Halil inalcık ' ın bu konu hakkında gayet realist fikirleri vardır. Ayrıca ermenistan devletinin ilk başkanı bu olaylarla ilgili kitap yazmıştır bu kitap şuan ermenistanda yasaktır. Ben ermeniler öldürülmedi yada öldürülmeleri doğal demedim. Ancak soykırım tanımı içine sokmak için yeterli birliktelik yoktur tarihçiler arasında. Ben de erzurumda bir dedenin ailesinin ermeniler tarafindan diri diri ateşe atıldığını dinlemiştim. Söylentiler üzerinden mi yola çıkacağız ?

      Sil
    4. Bu tarih kitaplarının bir kısmında o dönem rus genel kurmayına girmiş arşivler var. Ermeniler zaten kendi arşivlerine baktirmiyor. Bizde de talat paşanın yazıları var . Orada esas amacın öldürmek değil suriye ve mezopotamyaya göndermek olduğu yazar.bu yüzden yahudi soykırımından ayrılır çünkü ermeniler sürülmese 1 cephe daha açılacaktır. Bunu ermenistan devlet başkanıda vaktinde söylemiştir. Ölümler olmuştur ancak soykırım planı yapılmamıştır. Bunu herkes bilir. Rus belgelerinde de ermeni çetelerin köylülere saldırdığı ve osmanlının bu yüzden tehcir kararı aldığı yazar. Bu belgeler bazı kitaplarda yayınlamıştir.

      Sil
  7. bulgaristan göçüyle ilgili ithamlarınıza kasten cevap vermiyorum en azından bu yorumları okuyanlar farklı kaynaktan bakıp gerçeği öğrensinler.İhanet olarak adlandırdığınız şeyi hem kendiniz hem bunu okuyanlar umarım kendi vicdanlarında adil olarak değerlendirirler.Tek söyleyebileceğim şey kaynaklar da buna dair birşey olduğunu sanmıyorum o nedenle söylüyorum : Bulgaristan vatandaşlığına geçenler ya oradan başka bir yere gidemeyen akrabalarını daha rahat ziyaret etmek için yada bulgaristan ab ye kabul edildikten sonra onlar da avrupaya rahat seyahat etmek için vatandaş oldular. Tıpkı benim de olduğum gibi. Bu sayede avrupada bedava eğitim , oturma iznine gerek duymadan avrupada süresiz yaşama , süresiz çalışma vs... kazanımları için vatandaş oldu herkes. Kimse bulgaristana geri dönmedi tersine bulgaristan da olan türkler ve bulgarlar avrupanın refah düzeyi yüksek ülkelerine gittiler bu sayede. Ayrıca madımak olayı ırkçı bir saldırı değildir dinci bir saldırıdır. Irk ayrımı değil din ayrımı ve mezhep ayrımı gözetmiştir.O saldırıyı yapanlar sadece türk kökenliler değildi.Kafatasçı bir saldırı değil. Neyse böyle saldırıların hepsi lanetlenmelidir.Ermeni olaylarını tarihçiler kafatasçı anlayıştan yargılamaz.Ölümlerin sebebinin ermeni ırkını yok etmek olduğunu söylemezler.Bunlar talat paşanın belgelerinde de çıkmıştır zaten amaç gerçekten ermenileri mezopotamya ve suriyeye göndermekti ancak bu tehcir sırasında osmanlı yeterli önlem alamadı zaten savaşta olduğu için alması da mümkün değildi.Yani ermeniler tehcir edilmese dahi bu olaylar olacaktı çünkü ermeniler bağımsızlık istiyordu, bunun için zaten savaşmaları gerekecekti. Ermenistan devletinin ilk başkanı yazdığı bir kitapta ermeniler olayların böyle olacağını biliyordu buna rağmen rusyaya ve avrupaya güvendiler ve ayaklandılar demiştir.Çoğu tarihçi bunu bir ırkı sistematik olarak ortadan kaldırmak olarak görmez ancak soykırımın tanımı sistematik olarak bir ırkı yok etmektir der.Burada amaç sürgündü bu sürgün talat paşanın belgelerinde geçiyordu.Ancak olaylı olacağı tahmin ediliyordu ve tehcir olmazsa osmanlının içinde bir cephe daha açılacağıda bir gerçekti.Savaşmak ve tehcir arasında bir seçim yapmak zorunda kalınmış o dönem. Merak etmeyin savaş olsaydıda en az bu kadar ermeni ve en az o kadar türk ve kürt ölecekti. O dönemin acı gerçekleri bunlar.Kimse istemezdi böyle olmasını ama o dönemin insanlarına anlatamazsınız biz bunlara toprak verelim yazık diye.Kolay tabi ermenileri öldürdüler demek.Yalan da değil öldürülmüş ermeniler bunu kimse inkar etmiyor ama insanlar bunları zevk alarak fantezi uğruna yapmadı.Yahudilere olanlarla ermeni tehcirini bir tutmak tarih bilmemektir. Aslında çok daha uzun bir yazı yazmıştım lakin karakter sınırına takıldı. Bende çok daha kısasıyla değiştirdim. Umarım ermeni olayları ile ilgili daha çok okursunuz çünkü bir milleti itham etmek bu kadar kolay olmamalı üstelik tarihçiler bile kesin bir kanıya varamazken bizler yeterince az bilgimizle bu kadar kesin konuşmamalıyız.Kürtlere gelince bence herkes kendi anadilinde eğitim hakkına ve konuşma hakkına sahip olmalıdır.Nasıl ingilizce eğitim devlet kurumlarında veriliyorsa kürtçe eğitimde verilmelidir.

    YanıtlaSil
  8. BÖLÜM-1

    Yorumların hepsini okudum.
    Öncelikle yazılanları, sonuna kadar okuyamayan sabırsızların bu yazıya hiç başlamamasını tavsiye ederim, ya sonuna kadar okuyun, ya da hiç okumayın!

    Öncelikle soykırımın tanımını yapalım.
    Soykırım: "deliberate killing of a large group of people, especially those of a particular ethnic group or nation"
    Türkçesi: Özellikle belli bir etnik gruba veya ulusa ait büyük bir insan topluluğunu kasten öldürmek.

    Ermenilere göre 1,5 milyon ermeni katledilmiştir, yerli kayıtlara göre ise "ermeni tehciri" esnasında 500 bin ermeni ölmüştür. Türk tarihçileri, kanıt olarak da ermeni nüfüsunun o zamanlar 1 milyon civarında olduğunu, 1 milyonun üstünde ölümün gerçekleşmesinin mümkün olmadığını söylemektedir. Peki madem 1 milyon civarındaydı, devletin eliyle yapılan bir tehcir sürecinde, sizin hesabınıza göre tehcire uğrayanların yarısından fazlası nasıl ölüyor?

    Tarafsız bir gözle bakıldığında bile olay şu: Devlet demiş ki, "biz sizi buradan sürüyoruz, bu sürme esnasında da size eşlik edeceğiz". Sonra bunları sürerken 500 bin civarında ermeni yolda hastalıktan vs ölmüş.

    Bu mu yani?

    Burada ölenlerin miktarı Türk hesabına göre bile EN AZ Ermenilerin nüfusunun yarısı!
    Burada ölenlerin ortak özelliği, Ermeni olmaları! Bu gerçekleri zaten Türk tarihçileri de kabul ediyor. Hiç bir Türk tarihçisi çıkıp da "Ermeniler ölmedi" demiyor, savundukları konu, onların bilinçli olarak, kasten öldürülmediğidir. Yanı soykırım tanımında geçen "deliberately" (kasten) kelimesi yüzünden Ermenilerin ölümünün soykırım olmadığını savunuyorlar.

    Buradaki sorun, her iki tarafın da haklı veya haksız olmasının, birşeyi değiştirmeyeceğidir. Ermenilere göre 1,5 milyon öldürülmüş, Türklere göre ise 500 bin ermeni ölmüştür.

    İki iddianın kesişimini alsanız da sonuç olarak "500 bin Ermeni öldü" gerçeği çıkar ortaya.

    Nedense, tehcir esnasında hastalıktan sadece Ermeniler ölmüş, koskoca 500 bin kişiyi tehcir eden askerlere birşey olmamıştır.

    YanıtlaSil
  9. BÖLÜM-2

    Benim asıl kızdığım nokta, Ermeni soykırımının olması veya olmaması ASLA değildir, gerçekten de olmamış da olabilir.

    BURADA ASIL SORUN ŞUDUR: BİR İNSANIN GEÇMİŞTE YAŞAMIŞ BAŞKA İNSANLARI, SIRF KENDİ ATASI OLDUĞU İÇİN SAVUNMASI KADAR İĞRENÇ BİR IRKÇILIK OLAMAZ!

    Yukarıda biri yazmış "kendi ırkını neden itham ediyorsun" diye! İtham denen şey suça istinaden yapılır, ırka istinaden yapılmaz! Suçtan başka bir şey varsa, ya bu cümleyi kuran Türkçe bilmiyordur, ya da derdi suç değil, başka birşeydir.

    Hiç biriniz hangi anadan doğacağınıza karar vermediniz, dünyanın en soylu ailesinin veliaht prensi olarak da doğyabilirdiniz, oruspu çocuğu olarak da doğabilirdiniz(bunu aşağılama olarak algılamayın, gerçek anlamda söylüyorum). Aynı şey sadece sizin için değil, benim için, ailem için arkadaşlarım için, özetle HERKES için geçerli.

    İnsanın atasına karşı bir sorumluluğu yoktur. Hele de görmediği atasına karşı HİÇBİR sorumluluğu olamaz. Tersi, yani insanın soyuna karşı ise sorumluğu vardır! Bir insan, çocuğunun hareketlerinden, işlediği suçlardan dolayı az da olsa sorumludur, çünkü çocuğu adam olacak şekilde yetiştirmemiş olabilir. Çocuğu edepsizlik yapanın babasına/annesine "bu çocuğa hiç terbiye vermediniz mi?" diye sorulur! Ancak 40 yaşındaki bir adama, 65 yaşındaki babası için "sen babana niye terbiye vermedin", diye sorulmaz"

    Bütün bunlara rağmen, hukukta her insan, yaptıklarından dolayı sadece kendisi sorumludur, dünyanın hiç bir ülkesindeki hukuk sistemi, Ali suçu işlediğinde Ali'nin oğlunu ya da Baba'sını içeri attırmaz. Yani etik olarak insanlar soylarından sorumlu olsalar bile hukuk, insanın soyu üzerindeki etkisini ispatlayamadığı için suçlu bulmaz. Hatta Amerika'da bazı çevreler, alkol ve şiddet bağımlısı bir aileden gelen veya yetimhanede yetişen çocukların işledikleri suçların hafifletilmesi gerektiğini savunarak ceza kanunlarının buna göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini bile savunmaktadır. Çünkü azılı suçluların tamamına yakını kötü bir çocukluk dönemi geçirmiştir. Ancak hukukçular, yine de bireylerin seçme hakkı olduğu için suç unsuru tavrı sergilemeyi seçmeyebileceğini, dolayısıyla sorumluluğun kendisinde olduğunu savunur.

    Bütün bunlara rağmen, hiç kimse çıkıp azılı suçlunun yağtıklarından dolayı çocuklarının suça eğilimi olduğunuz, dolayısıyla daha bir suç işlemeden içeri atılması gerektiğini söylemez. Çünkü atanın yaptığından soy sorumlu değildir. Ancak ırkçı fikirler enjekte edilerek büyüyenler, atalarına bir laf atıldığında hemen incinir, barbarlaşır. Neden? Çünkü onlara göre kendi ırkları diğer ırklardan üstündür, kendi ırkları daha kuvvetli, daha adaletli, daha kıymetlidir. Eğer atalarının böyle bir hata yaptığını kabul ederlerse, kendileri de o ırktan geldiği için kendilerine de dokunulmuş olur.

    Bunun daha beteri de vardır. Adam Türk olmadığı halde Türkiye'nin eğitim sistemi sayesinde kendisine oldum olası Türk demiş (kanun böyle çünkü), sonra "Türkün Türkten başka dostu yoktur", "bir Türk dünyaya bedeldir", "Ne mutlu Türkim diyene", "Ne yazık Kürdüm/yunanım/ermeniyim diyene" nidalarıyla büyümüş, kendisini ırk olarak da Türk zannetmiş, sonra da kalkıp Türk atalarına laf atıldığında gözlerini kan bürüyerek savunmaya kalkıyor. Haklı olduğuna inandığı için değil, kendi ataları olduğu için savunuyor. En yumuşak konuşanı bile "ben atalarımın böyle bir barbarlık yaptığına inanmıyorum" der. Şu yukarıdaki tweet'leri iyice okuyun! Onların torunları da günü geldiğinde "ben atalarımın böyle bir barbarlık yaptığına inanmıyorum" diyecektir!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bakın benim fikirlerim ırkçılıkla ilgili değil.Benim demek istediğim yahudi soykırımı ile ermeni tehcirini birbirine benzetmek tarih bilmemektir.yahudi soykırımını bütün dünya kabul eder bütün tarihçiler kabul eder.ben kendi ırkınızı itham etmek bu kadar kolay derken ırkçılık söylemin de bulunmadım. Daha tarih camiasında net bir birlik yokken tutupta ölümlerin sebebini ermeni katliamı yapılmak istendi demeye getiremezsiniz dedim. Ben ölümler olmadı da demedim. Ben burada türk ırkını savunmaya çalışmıyorum ancak kendim de bir bilim insanı olduğum için bilim yapmanın bir metodu vardır. Bilim kişisel yorumlarla değil bilimsel veriler ve kanıtlarla yapılır.Ermeni tehcirinin soykırım olduğuna yönelik belge yoktur. Ölümlerin olduğuna dair bir sürü belge vardır ancak soykırım olduğuna dair yeterli veri yoktur. Yoksa benim atalarımı korumak gibi bir derdim yok.Türk ırkının üstün ve daha adaletli olduğunu da söylemedim. Ben sadece ermeni soykırımı yapıldı demek başka ermeni tehciri sırasında 500 bin kişi öldü demek başka dedim.Bir milleti soykırımla itham etmek bu kadar basit olmamalı dedim. Bunlar ırkçılık değildir. Ölümleri hoş karşıladığımı da söylemedim. Sadece sizler bilimsel metod bilmediğiniz için size soykırım nedir ve hangi koşullar da toplu ölüm soykırım sayılır söylemek istedim. Bakın toplu ölüm yokta dememişim. Ancak çoğu zaman anlamaktan yana olmadığınız için yine ırkçı sayıldık. Ancak ben ırkçı değilim. Ama sizin bilime ve adil olmaya tahammülünüz yok gibi görünüyor.

      Sil
    2. Kendi ırkını itham etmek bu kadar kolay mı ? Bu cümle sanırım sorun sizin için.yukarida ki yazıda bilhassa türklerin ırkçı mezhepçi ve soykırımcı olduğu söylenmiş.ancak ben yine diyorum ki bilimsel metodlar göz önüne alınırsa tarihte türk milletiyle ilgili ırkçı ,mezhepçi, soykırımcı bir görüntü bulamazsınız.Bakın bunu siyasilerden duyabilirsiniz ancak bilim özerktir.yani amerikan meclisinin kararı tarih bilmini bağlamaz. Yani ermeni tehcirini ab ve ap nin soykırım olarsk görmesi tarihi bağlamaz. Tarih bilimdir.siyasilerin fikriyle tarih yapılmaz. Dolayisiyla türklerle ilgili iddiara bilimsem çerçevede cevap veren benim sizse yorumluyorsunuz ve belge olmadan bir milleti suçluyorsunuz. Burda söz konusu millet türk milleti olmasaydı da yunan milleti olsaydı ben bu sefer yunan milletini savunurdum. Yani ben bu yazıları ırkçılık ve ırkı ön plana alarak yazmıyorum. Ama yazı öyle yazılmış. Yazı belgesiz ve kanıtsız bir milleti suçlamış. Irk olayına yazı yüzünden değindim.Benim amacım tarihi bilimsel metodların dışına çıkartmadan incelemek. Ancak siz bunu yapamıyorsunuz çünkü tarih ve bilim bilmiyorsunuz.

      Sil
    3. "Daha tarih camiasında net bir birlik yokken tutupta ölümlerin sebebini ermeni katliamı yapılmak istendi demeye getiremezsiniz dedim".
      Tarih camiasında ırkçılar olduğu sürece net bir birlik olamaz. Daima karşı çıkanlar olacaktır.
      "...ancak soykırım olduğuna dair yeterli veri yoktur".
      Soykırım olduğuna kanaat getirmek için ne olması gerekiyor? Arşivlerimizde "soylarını kırın" emri mi arıyoruz? 500 bin kişinin hastalıktan dolayı ölmesini doğal mı karşılıyorsunuz?
      Yerli kaynaklar hariç, neredeyse tüm yabancı ülkelerin kaynakları bunu soykırım olarak niyeliyor. Tamam, Ermeni lobisinin bu konuda çalışmalarının buna etkisi yadsınamaz. Ancak bu çalışmaların varlığı gerçeği değiştirmez.

      Madem öyle, o zaman kararı size bırakıyorum. Siz soykırım için bir tanım yapın, neden soykırım olmadığını açıklayın, biz de anlamaya çalışalım. Doğrudur, ben Tarih bilmiyorum ama bilimi bilmediğimi siz bilemezsiniz. Buradaki olay tarih veya bilim bilmemekle ilgili değil. Bu olayı soykırım olarak niyeleyenler de niyelemeyenler de Tarihçi, Bilim Adamı insanlar. Demek ki bu konuda karar vemenin ölçüsü tarihçi veya bilim adamı olmak değil. Buradaki olay MANTIK ve ÖNYARGI ile ilgili.

      Sizde ricam ölen(veya öldürülen) 500 bin kişinin ölüm sebebi için söylenenleri mantık çerçevesinde önyargısız olarak değerlendirin, biz de burdan okuyalım.

      Sil
  10. BÖLÜM-3

    Allah aşkına bir kişi de çıkıp desin ki "olmuşsa vebali yapanadır, olmamışsa iftira atanadır.". Ben hiçbir zaman Ermenilerden özür dilemedim, çünkü ben bunu yapanlarla ilgili hiç bir sorumluluk kabul etmiyorum, bu ayıp yapanın kendi bok yemesidir. Yapılmamışsa da iftira atanın bok yemesidir.

    Aradan 100 yıl, koskoca bir asır geçmiş, hâlâ olmuş olmamış diye tartışıyorlar. Siz önce olmuş olsaydı, bunu mertçe kabul edebilir miydiniz, onu düşünün! Bir tane Kemalist tarihçi de çıkıp desin ki "Türklerin tarihi sadece şanlı zaferlerle dolu değildir, yanlış şeyler de yapmıştır".

    AS

    YanıtlaSil
  11. Klavye başında oku 2 kitap,İstanbul'un bilmem hangi semtinde çocukluğun geçsin,ne ermeni ne kürt ne de alevi arkadaşlarınla top oynama, erik çalma, bayramlaşmaya gitme ve bütün bunları Anadolu'nun küçük bir ilinde yapmış insanlara sırf TÜRK oldukları için giydir de giydir. sonra türkler ermenileri katletti. Kürtleri hala katlediyor diye zırvala.Sonra güya katledilen kürtler çatışmalardan kaçıp Suriye'deki çatışma olmayan kürt kantonlarına değil Türkiye'deki başka illere gittiklerinde Neden bu adamlar katillerinin kucağına geliyor madem diye kendini sorgulama. O güzel metropolünüzden çıkıp bir ara üstünde ahkam kestiğiniz topraklara gelin.Çok değil 2-3 yıl yaşasanız yeter. Aaa pardon siz şimdi 2-3 yıl yaşayamam ben Aleviyim beni de keserler dersiniz.Korkma kardeşim, önyargılarından uzaklaş gel valla biz katil değiliz.

    YanıtlaSil
  12. Tüm Ermeni soykırımı savunucuları gibi rezini hikayeler, kişilerin yaşadıkları üzerinden savunmaya çalışan boş bir yazı. Biz belgeyle, kanıtla konuşuyoruz ve Ermeni soykırımı bir yalandır diyoruz bunlar hala masal anlatıyor. Bilmem ne mahallesinde bilmem ne adam göç etmiş çok trajedi yaşamış yani soykırım gerçek ühü :(

    YanıtlaSil
  13. İsmet İnönü’ye türlü-çeşitli iftirâ atan “milliyetçi, mâneviyatçı, mukaddesatçı” kesim, şu Tehcir işini (suçunu) de Komünist Enternasyonal üzerine neden atmaz, anlaşılır gibi değildir. Oysa Tehcir bu cemiyetin hesaplarına fevkâlade uygundur. Alman hükumeti suçunu geçen sene kabul etti, geriye karanlıkta tek bir nokta kalıyor: bunu bir avuç Alman (Enternasyonal mensupları) istedi diye yapar mı? O bir-avuç-Alman üç sene sonra Rusya’da ihtilâl yapacak kadar güçlü olduklarına göre, neden olmasın? At HALAÇOĞLU, suçu Komünist Enternasyonal’in üzerine at! Boş atar, dolu tutarsın.

    YanıtlaSil